İnsanların bilim felsefesiyle imtihanını her zaman sancılı bulmuşumdur. Toplumda yaygın kanı, -en eğitimlisinden en reröresine kadar- bilimin başlıca görevinin gelecekte olacak olaylar dizisini tahmin etmek olduğudur. Oysa gelecek tahminleri bilimsel metodolojiyi kullanarak belli güven aralıklarında belli senaryolar üretmek şeklinde tanımlanabilecek ve bilimin çok ufak bir kısmına tekabül eden eylemler bütünüdür.
2009 krizi ve akabinde mainstream medya + blogospherede yankılanan post-otistik iktisat kıvamlı "modern makro çöktü" "krizi tahmin edemediler" serzenişleri ile iktisatı "kök"lerine döndürmek için sunulan "yapıcı" (Hadi Uluengin tarzı tırnak kullanmaktan nefret ederim ama ksfmet) önerileri eğlenerek izliyorum.
Ortak noktaları genelde şu:
İktisatçılar krizi tahmin edemedi, demek ki modelleri yanlış. Modelleri yanlış çünkü insanlar rasyonel değil bunlar rasyonel varsayıyor + çok fazla matematik kullanıyorlar.
Önce, bahsedilen "modeller"in hiç biri forecaste yönelik modeller değil, ki zannediyorum kompleks genel denge modellerinden bahsediliyor. Bu modeller ilk olarak belirli varsayımların mantıksal implicationlarını etüt etmek için (örn: enflasyonu düşürmek spesifik olarak hangi kanallar,ve hangi mekanizmaların nasıl işlemesi sonucu insanların alışverişte harcadıkları süreyi düşürerek emek verimliliğini arttırır - uçuk bir örnek ama ana fikir bu) kurulur, ikinci olarak makroekonomik toplamlar arasındaki ilişkileri sayısallaştırarak farklı senaryolar altında neler olabileceğini belirlemeye çalışlar (örn: farklı vergi rejimleri altında dıştan gelen bir talep şokunun işsizlik etkileri ne yönde olacaktır). Modellerin ortak tek bir noktası vardır: Out-of-sample forecast, yani gelecek tahminine yönelik değildirler. Net. Varolan hiç bir modelin böyle bir amacı yoktur, zaten out-of-sample forecastin şu an için üstünde konsensüse varılmış bir metodu yoktur, uygulanan modeller genelde ekonometrik/istatistik modellerle değişkenlerin geçmiş değerleri ile gelecekteki değerlerini tahmin etmeye yöneliktir. Alakasız iki model türü yani.
Bu kafa karışıklığını giderip "krizi tahmin edemediler, modelleri yanlış :(" önermesindeki "modelleri yanlış :(" kısmını çürüttükten sonra, krizi tahmin etme kısmına geçelim. Makroiktisatta en çok test edilmiş ve en sağlam denilebilecek teorilerden biri Efficient Markets Hypothesis'dir (bkz. Eugene Fama), teorinin söylediği şeyi şöyle özetleyebiliriz: Krizleri öngöremeyiz. Ok? Dağılın şimdi.
Şaka bir yana kriz tahmin etme kısmında şöyle bir şey var, Makroekonomi'nin amacı hiç bir zaman t+n zamanında olacak spesifik X olay kümesinin bırak net tanımını, probabilistik tanımını vermek olmamıştır. "Yau dolar nolur?" tarzı taksici sorularını anlıyorum ama adam yurtdışında MBA, hala gelmiş bana krizi tahmin edemediniz diyor. Kriz tahmin etme gibi bir amacımız yok ki bizim? Falcı mıyız biz geleceği öngörelim? Kaldı ki meteoroloji bile değişken sayısı iktisata göre çok düşükken ciddi tahmin hataları yaparken, sen gerçek hayatta n sayıda insanın n^k sayıdaki ilişkisi kadar değişken olan bir sistemde nasıl kesin ve net bir tahmin bekliyorsun? Hadi bekliyorsun diyelim, e ulan, "matematikten çıkalım iktisat sosyal bir bilim eaeağaeağea" ile nasıl tahmin edeceksin, bunu söyle bana? Neyse bu noktaya sonra geleceğiz.
Makroiktisat'ın amacı nedir? Kaotik olarak tanımlanabilecek, insanların birbirleriyle zaman içerisinde kurdukları ekonomik ve ekonomik olmayan ilişkilerin makroekonomik toplamların zaman içerisindeki dalgalanmaları ve trendlerine olan etkilerini + bu toplamların birbirleriyle olan etkileşimlerini ANLAMAK, AÇIKLAMAK. Bu. Bunu yaptıktan sonra, herhangi bir zamanda gerçekleşebilecek farklı senaryoların ne tarz dalgalanmalara yol açıp bunun hangi kanallar ile iktisadi ajanların refah seviyelerini nasıl etkileyeceğini görmek, bu kanalların minimize edilmesi için politika önerileri sunmak. Şuraya kadar x krizi t+n zamanında olur şeklinde bir şey gördük mü? Görmedik, zira yok böyle bir şey.
İktisatçının işlevinin gelecekte ne olacağını öngörmek olduğunu düşünmek ve öngörülemeyecek bir olay gerçekleştiğinde iktisatçıyı günah keçisi ilan etmek, siyaset bilimciyi savaşlardan sorumlu tutmak kadar eblehçe bulduğum bir yaklaşım. Biraz daha ileriye götüreyim, şu anki tartışmaları yarın öbür gün Paris'e minik bir meteor düşüp 4. Arondissement'ın yarısını alsa "astrofizik kökenlerine dönmeli, ne lan öyle matematik motamatik?" tribine benzetiyorum.
Politika önerileri, rasyonalite tribi ve anti-matematik yaklaşımlar kısmına diğer yazıda devam edicem.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
Sorun iktisat 101 dersini evde uyuya kaldigindan yada kantinde kagit oynadigindan kacirmakta. Risk nedir?
Bankalari buyuk emlak kralliklari haline getirip, ellerindeki butun fonlari asiri degerlenmis hatta sismis balon yatirimlara aktarip, daha sonra da para kazanmak icin (hatta kimi orneklerde borc odeyebilmektir amaclanan) daha cok emlak satmaliyim mantigindan hareketle, daha $1000 kira bile odeyemecek durumdaki insanlara milyon dolarlik ev satarsan hatta sadece satmaklada kalmayip bu ortalikta gezen kaba tabiriyle hap yap para kapcilara vede uretmeden paradan para nasil kazanirimcilara (buna da komik bi sekilde girisimcilik deniyor) dunya ekonomisini teslim edersen daha farkli bir sonucla karsilasmak imkansizdi.
Sorun surekli maximum kar noktasini dusleyen doyumsuzlar ve onlarin en sevdigi finanscilarinda. Risksiz yatirimdan kazanilacak para ile garanti yatirimdan kazanilacak para tabiki de ayni olmaz hatta olmamali da. Ama bir noktada da bir bariyer olmali. Ya olmazsa beklediklerim, duslediklerim dukkani toptan kapatmayalim korkusu da barinmali bir noktada.
Risk gozunun alabildigi derinlikte bir cukurun kenarina gelip, elbet bir agac dali yakalarim deyip, cukura atlamak olmamali.
Post a Comment